|
Kadın
Gazetecilerden Altaylı'ya Tepkiler
Arman,
Zaptçıoğlu, Temelkuran, Armutçu, Alataş, Kızıldemir, Çalışlar,
Kırıkkanat, İlknur, Özcan, Mengi, Kurtay, Soner, Erkoca, Oral,
Özgentürk konuştu. Fatih Altaylı'dan ise, Keskin'e yönelik "cinsel
taciz" programıyla ilgili hala tık yok.
BİA Haber Merkezi
25.04.2002 Özge GÖZKE
BİA (İstanbul) - Fatih Altaylı'nın 18
Mart 2002 tarihinde Radyo D'deki "Bab-ı Ali Yokuşu"
programında Av. Eren Keskin'e yönelik olarak "cinsel tacizde
bulunmazsam namerdim"le başlayan sözleriyle ilgili pek çok kadın
gazeteciyi aradık.
Kimileri, "bilmiyorum"la başlayan
cümlelerle görüş bildirmek istemedi, kimilerine de ulaşmayı
başaramadık: Ya toplantıdaydılar, ya toplantıdaydılar.
Fatih
Altaylı'yı ise, haber Bianet'e ilk ulaştığında hemen aradık.
Hürriyet, Radyo D, Teke Tek programı yetkilileri yoluyla kendisine
ulaşmaya çalıştık. Dahası cep telefonuna iki kez not bıraktık. Tık
yok!
Bianet'in ulaştığı gazeteciler ve görüşlerini sunuyoruz.
Ayşe Arman-Hürriyet: Altaylı'nın bu sözleri bilerek
ve farkında olarak söylediğini zannetmiyorum. Akıl almayacak sözler
olduğu için bir açıklama yapması ve bilerek söyleyip söylemediğini
açıklaması gerekiyor.
Dilek Zaptçıoğlu: Altaylı'nın
genel üslubuna uyan bir laf. Tabii ki böyle bir söz söylenmesi kabul
edilemez. Altaylı için bundan sonra hakim karar
verebilir.
Ece Temelkuran - Milliyet: Erkeklik
ideolojisinin silahlarına başvurmak, eğer gerçekten bu silahları
kullanıyorsa ya da bu silahlardan bahsedip savunuyorsa, olsa olsa
acze düşmektir.
Emel Armutçu - Hürriyet: İnsanı
terörize edici, iğrenç şeyler söyledi. Maalesef bir şey yapamıyoruz,
çünkü bizim küfredecek köşemiz yok. Bu sözleri duyduğumda kendimi
çok kötü hissettim. Hem bir insan kendini nasıl bu kadar rahat
hissedip bunları söyler, hem de nasıl bunları hisseder de söyler?
Çok hayret ettim ve tek kelimeyle utanç duyuyorum.
Evrim
Alataş- Yedinci Gündem: Tüm kadınlara yönelik söylenmiş bu
sözler, hem insani açıdan hem mesleki açıdan hiçbir kefeye
konulamaz, tek kelimeyle iğrenç sözler. Altaylı'nın meslekten men
edilmesi gerekiyor. Bu olaydan sonra kendini aklamak için TV'de
anadil konusunda program yaptı. Yine de en azından yazılarını
okumamakla bile tepki verebiliriz. Çoğu gazeteci Altaylı'yı
karşısına alıp riske girmemek için tepki
göstermiyor.
Güldal Kızıldemir- VS Dergisi: Ne zaman
insanlar "adam" olacak? Fatih Altaylı gibiler, dünyanın ayaklarının
bastığı yer olmadığını öğrendikleri zaman.
Işıl Özgentürk
- Cumhuriyet: Buna cevap bile verilmez, aptalca bir
şey.
İpek Çalışlar: Rezalet diyorum. Birisi ona, bu
programa ve bu köşeye veda ediyorsun demeli. Bu soruyu erkek
gazetecilere de sormanızı bekliyorum.
Mine G.Kırıkkanat-
Radikal: Eren Keskin'in söz konusu edilen toplantıda neler
söylediğini bilmiyorum. Ama en azından nezaket kuralları çerçevesi
içinde kaldığına eminim ve sözleri ister yanlış olsun ister doğru,
hiç bir uygar ülkede, Fatih Altaylı'nın üslubu kabul edilemez ve
böyle bir konuşmayı bir gazetecinin yapması ve bu konuşmanın bir
medyada yayınlanması, utanç vericidir.
Altaylı'nın kınanmasına
katılıyor ve Avukat Eren Keskin'in açtığı davayı destekliyorum.
Miyase İlknur - Cumhuriyet: Çok çirkin bir laf...
böyle yanıt verilmez... Eren Keskin'in söylediğini haber
yapabiliriz, haber üzerinden yorum da yapabiliriz. Aklım almıyor,
çok iğrenç buluyorum. Basın meslek kuruluşlarının en azından bir
uyarı vermeleri gerektiğini düşünüyorum.
Nazan Özcan
Radikal 2: Çok ağır sözler olduğu için nasıl tepki vereceğimi
bilemiyorum, nutkum tutuldu. Ciddiye almak mı yoksa almamak mı daha
iyi olur bilmiyorum. Aslında pek de şaşırmadım, bunları
söyleyebilecek biri.
Ruhat Mengi - Sabah: Nedeni ne
olursa olsun taciz ve tecavüz hoş görülemez. Ama Altaylı'ya ne gibi
bir yaptırım uygulanabilir bilmiyorum. Altaylı'nın bu sözleri hangi
nedenlerle söylediğini yazmasını bekliyorum. Yanlışlık olduğuna
inanmak istiyorum. Haksızlıklara bu kadar tepki veren birinin en
kısa zamanda tepki vermesi gerekir.
Serpil Kurtay -
Evrensel: Fatih Altaylı, Eren Keskin'e yönelik hakaret dolu
sözleriyle sadece kadınları değil insan hakları alanında mücadele
yürüten ve gözaltında tecavüze karşı çıkan kadın-erkek herkesi hedef
almaktadır. "Gazetecilik" mesleği adı altında her gün köşesinde
yazdıklarıyla nasıl bir sistemin ürünü olduğunu göstermekten
çekinmeyen Altaylı, radyodaki konuşmasında da aslında temsil ettiği
sınıfın görüşlerini dile getirmiştir. Gözaltında tecavüz edenlerin
değil, tecavüze uğrayanların mağdur, hatta sanık olduğu bir ülkede,
Fatih Altaylı da var olma nedeni olan sistemin yanında yer almıştır.
Altaylı, gözaltında taciz ve tecavüze, yani işkenceye karşı olan
herkesin tepkisini hak etmiştir. En başta da gazetecilerin ve
gazeteci örgütlerinin...
Şükran Soner- Türkiye Gazeteciler
Sendikası Başkanı/ Cumhuriyet: Her şeyden önce tetikçi
gazetecilik giderek dozu artan ve insan hakları ihlallerinde önemli
bir sorun ve üslup haline geldi. Gazete yönetimleri bundan
sorumludur. Bu erkek egemen kültürün en uç noktasında. Kadını yok
etme duygusunu araç edinen üslup. Kadının insan hakları gaspını
kullanan bir üslup. Erkekler kendi aralarında bile birbirleriyle
kavga ederken işi annelerine, eşlerine tecavüze götürüyorlar.
Gazeteci olarak bu üslubu düşünemiyorum. Bu medyada yapıldığında
verilen zarar katlanıyor. Tabii iş örgütlülüğe gelip dayanıyor.
Bizler yeterince örgütlü olsaydık medya patronları bu suçları
işletemezdi.
Yurdagül Erkoca: Altaylı'ya pespaye
demekten başka söz bulamıyorum. Ciddi olarak muhatap alınacak bir
insan bile değil. Bu kadınların ve gazetecilerin de ötesinde
herkesin tutum alması gereken bir olay. Dava açmanın da ötesinde
Hürriyet gazetesini okumama gibi sivil itaatsizlik eylemleri
yapılabilir.
Zeynep Oral-Cumhuriyet: Özür dilemesini
bekliyorum. Bu konulara duyarsızlığını gösteriyor. Bu sözlerden tek
kelimeyle iğreniyorum. (ÖG/NM)
Konu ile bağlantılı
önceki yazılar:
İstanbul:
Altaylı: Tacizde Bulunmazsam Namerdim
|
|