FATİH ALTAYLI’NIN BAB-I ALİ YOKUŞU PROGRAMINDAKİ YORUMU

18 Mart 2002 tarihinde Radyo D’de’ Bab-I Ali yokuşu’ adlı haber programda gazete haber yorumu yapan Fatih Altaylı’nın İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Başkanı Av. Eren Keskin aleyhine yaptığı cinsel şiddet içeren konuşmasının kaset çözümlemesi

Eren keskin'den çirkin iftira...
Aslında bu kadınları hiç ciddiye almamak lazım...
Almanya'nın Köln kentinde bir toplantıda konuşan İnsan Hakları Derneği İstanbul şube
başkanı avukat Eren Keskin, Türkiye'de askerler kadınlara cinsel taciz
uyguluyor, sadece işkence olsun diye evli kadınlara bile bekaret testi
yaptırıyor diye iftiralarda bulunmuş...
Ben bu Eren Keskin'i ilk gördüğüm yerde cinsel tacizde bulunmazsam,
namerdim...
Yaa.. olacak şey değil yaa.. Yani Türkiye'yle ilgili gerçekleri şöylesen. Türkiye’de
yeteri kadar sorun var zaten.. abartmanın ne alemi var...Palavranın ne alemi var.. herhalde şunu
demek istiyor.. Eren Keskin bana niye cinsel tacizde bulunmuyorsunuz demek
istiyor.. manyak mıdır nedir?"

Fatih Altaylı'nın aynı tarihli ikinci gazete yorumu:

‘’Askerler taciz ediyor iftirası.
Eren Keskin'den çirkin suçlama...
Eren Keskin biliyorsunuz, bir avukat... Fransızların bu tip insanlara
ilişkin çok güzel bir lafı vardır ama.. Eren Keskin için bu lafı kullanmak
çok istemem.. Mall.. bilmem ne derler, ona söylemeyeyim.. Onlar böyle
saldıracak yer ararlar, bu tipler.. Eren Keskin de galiba öyle..
Kadın Hakları konulu bir toplantıda konuşan İHD İstanbul şube başkanı Eren
Keskin 'askerler kadınlara cinsel taciz uyguluyor' diye iftira atmış.
Keskin'e tepki gösteren profesör Necla Arat ise bazı izleyiciler tarafından
yuhalanmış..
Eren Keskin geldiğinde bir taciz alacağı var diye düşünüyorum ona...
Etmiyorduk ama edelim demek lazım hakikaten.. Belki de istediği, kendisinin
de o.."

20 Mart 2002  tarihli kaset çözümlemesi…

Avukat Eren Keskin’in yurtdışında yaptığı bir konuşmada kullandığı ‘Asker kadınları taciz ediyor’ sözleri hakkında soruşturma başlatılmış.
Evet bu kadın ‘taciz istiyor’ demiştim size
Onun derdi o…
Fransızların bununla ilgili güzel bir lafı vardır ama birşey söyleyemiyorum.
Radyo burası..
Ararsınız telefonu, söylerim size..
Mall’le başlar….

 

 

s




Kadın Gazetecilerden Altaylı'ya Tepkiler

Arman, Zaptçıoğlu, Temelkuran, Armutçu, Alataş, Kızıldemir, Çalışlar, Kırıkkanat, İlknur, Özcan, Mengi, Kurtay, Soner, Erkoca, Oral, Özgentürk konuştu. Fatih Altaylı'dan ise, Keskin'e yönelik "cinsel taciz" programıyla ilgili hala tık yok.


BİA Haber Merkezi
25.04.2002    Özge GÖZKE


f BİA (İstanbul) - Fatih Altaylı'nın 18 Mart 2002 tarihinde Radyo D'deki "Bab-ı Ali Yokuşu" programında Av. Eren Keskin'e yönelik olarak "cinsel tacizde bulunmazsam namerdim"le başlayan sözleriyle ilgili pek çok kadın gazeteciyi aradık.

Kimileri, "bilmiyorum"la başlayan cümlelerle görüş bildirmek istemedi, kimilerine de ulaşmayı başaramadık: Ya toplantıdaydılar, ya toplantıdaydılar.

Fatih Altaylı'yı ise, haber Bianet'e ilk ulaştığında hemen aradık. Hürriyet, Radyo D, Teke Tek programı yetkilileri yoluyla kendisine ulaşmaya çalıştık. Dahası cep telefonuna iki kez not bıraktık. Tık yok!

Bianet'in ulaştığı gazeteciler ve görüşlerini sunuyoruz.

Ayşe Arman-Hürriyet: Altaylı'nın bu sözleri bilerek ve farkında olarak söylediğini zannetmiyorum. Akıl almayacak sözler olduğu için bir açıklama yapması ve bilerek söyleyip söylemediğini açıklaması gerekiyor.

Dilek Zaptçıoğlu: Altaylı'nın genel üslubuna uyan bir laf. Tabii ki böyle bir söz söylenmesi kabul edilemez. Altaylı için bundan sonra hakim karar verebilir.

Ece Temelkuran - Milliyet: Erkeklik ideolojisinin silahlarına başvurmak, eğer gerçekten bu silahları kullanıyorsa ya da bu silahlardan bahsedip savunuyorsa, olsa olsa acze düşmektir.

Emel Armutçu - Hürriyet: İnsanı terörize edici, iğrenç şeyler söyledi. Maalesef bir şey yapamıyoruz, çünkü bizim küfredecek köşemiz yok. Bu sözleri duyduğumda kendimi çok kötü hissettim. Hem bir insan kendini nasıl bu kadar rahat hissedip bunları söyler, hem de nasıl bunları hisseder de söyler? Çok hayret ettim ve tek kelimeyle utanç duyuyorum.

Evrim Alataş- Yedinci Gündem: Tüm kadınlara yönelik söylenmiş bu sözler, hem insani açıdan hem mesleki açıdan hiçbir kefeye konulamaz, tek kelimeyle iğrenç sözler. Altaylı'nın meslekten men edilmesi gerekiyor. Bu olaydan sonra kendini aklamak için TV'de anadil konusunda program yaptı. Yine de en azından yazılarını okumamakla bile tepki verebiliriz. Çoğu gazeteci Altaylı'yı karşısına alıp riske girmemek için tepki göstermiyor.

Güldal Kızıldemir- VS Dergisi: Ne zaman insanlar "adam" olacak? Fatih Altaylı gibiler, dünyanın ayaklarının bastığı yer olmadığını öğrendikleri zaman.

Işıl Özgentürk - Cumhuriyet: Buna cevap bile verilmez, aptalca bir şey.

İpek Çalışlar: Rezalet diyorum. Birisi ona, bu programa ve bu köşeye veda ediyorsun demeli. Bu soruyu erkek gazetecilere de sormanızı bekliyorum.

Mine G.Kırıkkanat- Radikal: Eren Keskin'in söz konusu edilen toplantıda neler söylediğini bilmiyorum. Ama en azından nezaket kuralları çerçevesi içinde kaldığına eminim ve sözleri ister yanlış olsun ister doğru, hiç bir uygar ülkede, Fatih Altaylı'nın üslubu kabul edilemez ve böyle bir konuşmayı bir gazetecinin yapması ve bu konuşmanın bir medyada yayınlanması, utanç vericidir.
Altaylı'nın kınanmasına katılıyor ve Avukat Eren Keskin'in açtığı davayı destekliyorum.

Miyase İlknur - Cumhuriyet: Çok çirkin bir laf... böyle yanıt verilmez... Eren Keskin'in söylediğini haber yapabiliriz, haber üzerinden yorum da yapabiliriz. Aklım almıyor, çok iğrenç buluyorum. Basın meslek kuruluşlarının en azından bir uyarı vermeleri gerektiğini düşünüyorum.

Nazan Özcan Radikal 2: Çok ağır sözler olduğu için nasıl tepki vereceğimi bilemiyorum, nutkum tutuldu. Ciddiye almak mı yoksa almamak mı daha iyi olur bilmiyorum. Aslında pek de şaşırmadım, bunları söyleyebilecek biri.

Ruhat Mengi - Sabah: Nedeni ne olursa olsun taciz ve tecavüz hoş görülemez. Ama Altaylı'ya ne gibi bir yaptırım uygulanabilir bilmiyorum. Altaylı'nın bu sözleri hangi nedenlerle söylediğini yazmasını bekliyorum. Yanlışlık olduğuna inanmak istiyorum. Haksızlıklara bu kadar tepki veren birinin en kısa zamanda tepki vermesi gerekir.

Serpil Kurtay - Evrensel: Fatih Altaylı, Eren Keskin'e yönelik hakaret dolu sözleriyle sadece kadınları değil insan hakları alanında mücadele yürüten ve gözaltında tecavüze karşı çıkan kadın-erkek herkesi hedef almaktadır. "Gazetecilik" mesleği adı altında her gün köşesinde yazdıklarıyla nasıl bir sistemin ürünü olduğunu göstermekten çekinmeyen Altaylı, radyodaki konuşmasında da aslında temsil ettiği sınıfın görüşlerini dile getirmiştir. Gözaltında tecavüz edenlerin değil, tecavüze uğrayanların mağdur, hatta sanık olduğu bir ülkede, Fatih Altaylı da var olma nedeni olan sistemin yanında yer almıştır. Altaylı, gözaltında taciz ve tecavüze, yani işkenceye karşı olan herkesin tepkisini hak etmiştir. En başta da gazetecilerin ve gazeteci örgütlerinin...

Şükran Soner- Türkiye Gazeteciler Sendikası Başkanı/ Cumhuriyet: Her şeyden önce tetikçi gazetecilik giderek dozu artan ve insan hakları ihlallerinde önemli bir sorun ve üslup haline geldi. Gazete yönetimleri bundan sorumludur. Bu erkek egemen kültürün en uç noktasında. Kadını yok etme duygusunu araç edinen üslup. Kadının insan hakları gaspını kullanan bir üslup. Erkekler kendi aralarında bile birbirleriyle kavga ederken işi annelerine, eşlerine tecavüze götürüyorlar. Gazeteci olarak bu üslubu düşünemiyorum. Bu medyada yapıldığında verilen zarar katlanıyor. Tabii iş örgütlülüğe gelip dayanıyor. Bizler yeterince örgütlü olsaydık medya patronları bu suçları işletemezdi.

Yurdagül Erkoca: Altaylı'ya pespaye demekten başka söz bulamıyorum. Ciddi olarak muhatap alınacak bir insan bile değil. Bu kadınların ve gazetecilerin de ötesinde herkesin tutum alması gereken bir olay. Dava açmanın da ötesinde Hürriyet gazetesini okumama gibi sivil itaatsizlik eylemleri yapılabilir.

Zeynep Oral-Cumhuriyet: Özür dilemesini bekliyorum. Bu konulara duyarsızlığını gösteriyor. Bu sözlerden tek kelimeyle iğreniyorum. (ÖG/NM)


Konu ile bağlantılı önceki yazılar:

d İstanbul: Altaylı: Tacizde Bulunmazsam Namerdim

 

 

 


 

a


sayfa başına dön

 

 

 

 

 

ÖZÜR DİLEMİYORUM !

 

16 Mart 2002 tarihinde, Almanya’nın Köln kentinde düzenlenen bir toplantıda “”kadına yönelik devlet kaynaklı cinsel şiddet” konusunda konuştum. Toplantıda yaklaşık 5 yıldır bu alanda yaptığımız çalışmalar ve girdiğimiz davalardan söz ettim. Ayrıca aynı toplantıda, Türkiye’nin temel probleminin demokratikleşme ve sivilleşme olduğunu, siyasetin sivilleşmesi gerektiğini söyledim ayrıca MGK ve ordunun siyaset üzerindeki etkisini eleştirdim.

Ayrıca, büromuzun faaliyetleri konusunda bilgi verdim. Devlet kaynaklı cinsel şiddettin hukuki ve psikolojik boyutlarını anlattım. Ayrıca mağdur ve faillerden söz ettim.

Faillerin arasında asker ve polislerin ön sırada olduğunu söyledim. Bu konuşmaları yayınladığımız raporlara dayanarak yaptım.

Toplantının ardından, Hürriyet gazetesi aleyhime yayına başladı. Benim toplantıda “Türk askeri tacizci yada tecavüzcü” dediğimi yazdı. Hürriyet gazetesinin Avrupa baskısında ‘’tecavüzcü’’ söcüğü kullanılırken Türkiye baskısında ise “tacizci” sözcüğü kullanıldı. Oysa ki ben böyle bir cümle sarf etmedim.  Söylediğim her sözün arkasındayım.

Hürriyet gazetesinin yayınları sırasında, Fatih Altaylı’nın Radyo D’de aleyhime konuşmalar yaptığını, “beni ilk gördüğü yerde cinsel tacizde bulunmazsa, namert olduğunu” söylediğini hatta daha da ileri giden konuşma ve hakaretlerde bulunduğunu öğrendim. Sözü edilen konuşmaya ilişkin kaseti dinlediğimde, Fatih Altaylı’nın bu sözleri söylediğine emin oldum ve kendisi hakkında suç duyurusunda bulundum.

Ancak Fatih Altaylı bu kez Hürriyet gazetesinde, “ben ordudan özür dilersem, kendisinin de benden özür dileyeceğini söyleyerek yazmaya devam ediyor.

BEN ÖZÜR DİLEMİYORUM!

Çünkü özür dileyecek bir söz söylemedim.Ben davasını takip ettiğim mağdur kadınları temel alarak somut olaylardan söz ettim.

Benim Fatih Altaylı gibi milyonlara hitap edebildiğim bir köşem yok! Benim korumalarım yok! Ancak yaptığım işe inancım ve cesaretim var. Ve eğer devlet yetkilileri ki bunlar asker, polis, itirafçı, korucu hiç fark etmez görevimin onların suçlarını örtmek değil tam tersine yeni suçları önlemek için üzerine gitmek, hukuk mücadelesi vermek olduğuna inanıyorum.

Evet ben artık Fatih Altaylı’nın hakkımda yazı yazmasını, beni hedef göstermesini istemiyorum.

Tekrarlıyorum;  ÖZÜR DİLEMİYORUM.  SÖZLERİMİN ARKASINDAYIM!

Ayrıca şunu da belirtme ihtiyacınınıda duyuyorum ki, her ne kadar Fatih Altaylı bir gazeteci olarak bilinsede ona Genelkurmay başkanlığı adına konuşma hakkını veren gücün kaynağı nedir?

Fatih Altaylı “ne zaman adam olur” bilemiyorum ama bir kadının cesaretine sahip olmadığı kesindir.

 

Av. Eren KESKİN
İnsan Hakları Derneği
İstanbul Şube Başkanı

3 Mayıs 2002