Kadınlar, dayanışmaya! Bu kez, Eren Keskin!...Bugün değilse ne zaman?...Sen değilsen kim?...Kadına yönelik şiddete son!...Savaşı reddediyoruz!...Birlikte güçlüyüz!...Devlet elini bedenimden çek!...Savaş suçluları cezalandırılsın!...Kararımız, kesin! Yanındayız Eren Keskin! ...Susma! Sustukça sıra sana gelecek!...Kadın ve İnsan Hakları İçin 1 YTL de Sen Ver!...Eren Keskin'i destekliyorum!...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kadınlardan Kamuoyuna: Yargıtay Kararı Bozdu!

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Kadınların Dayanışma Ağı'nın yürüttüğü Eren Keskin'le Dayanışma Kampanyasına gerekçe oluşturan davayı 22.10.2007 tarihli ilamıyla bozma kararı aldı. Eren Keskin, Kartal 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nde 26.12.2007 tarihinde saat 11:00'de yeniden yargılanacak.   

Gözaltında Cinsel Taciz ve Tecavüze Karşı Hukuki Yardım Bürosu'nun kurucusu Av. Eren Keskin, 2002 yılında Almanya'nın Köln kentinde gerçekleşen “Kadın Hakları Eşittir İnsan Hakları” başlıklı konferansa katılmış ve bu konferansta, devlet kaynaklı cinsel şiddetle ilgili başvurulardan elde ettiği verileri kamuoyuyla paylaşmıştı. Bunun üzerine Kartal 3. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından Eren Keskin hakkında TCK'nın 301. maddesi uyarınca “ordunun manevi şahsiyetine hakaret ettiği” gerekçesiyle dava açılmıştı. Dava, 2006 Mart'ında Eren Keskin'in 10 ay hapis cezasına çarptırılmasıyla sonuçlanmış; mahkeme, hapis cezasını 6000 YTL para cezasına çevirmişti. İfade özgürlüğü ihlal edilen Eren Keskin'in, bu para cezasını ödeyerek özgürlüğünü satın almayacağını açıklaması akabinde Kadınların Eren Keskin'le Dayanışma Ağı adı altında bir araya gelen inisiyatif Nisan-Haziran 2006 tarihleri arasında www.erenkeskinedestek.org sitesinden erişime açılan, mahkeme kararını protesto eden ve tüm yetkili kurumları demokrasiden, ifade özgürlüğü ve kadın haklarından yana tavır almaya davet eden bir kampanya yürütmüştü. Kampanya sonrasında on binin üzerinde imza ve Eren Keskin'in hapse girmesi durumunda ceza bedelini karşılayacak 7000 YTL toplanmıştı.

Eren Keskin, 2007 Mart ayında İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi'nde bir basın açıklaması düzenleyerek, dava süresince kendisiyle dayanışma içinde olan tüm kadın kurumlarına ve kampanya katılımcılarına teşekkürlerini iletmiş ve mahkemenin özgürlüğünün bedeli olarak karşısına koyduğu bu maddi bedeli yine ödemeyeceğini ifade etmişti. Eren Keskin, kampanya süresince toplanan parayı kadın çalışmalarında kullanılmak üzere Mor Çatı Kadın Sığınma Evi ve İstanbul İnsan Hakları Derneği'ne bağışlamıştı.

Eren Keskin'e TCK 301. maddeden açılan bu dava, T.C. Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 22.10.2007 tarihli 2007/7356 nolu kararıyla bozuldu; Yargılama süreci, 26.12.2007 tarihinde Kartal Üçüncü Asliye Ceza Mahkemesi'nde tekrar başlayacak. Yargıtay, kararı bozma gerekçesini şu şekilde açıklıyor:

“Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Hükmedilen cezanın tür ve miktarına göre duruşmalı inceleme isteminin CMUK.nun 318. maddesi uyarınca REDDİNE,
765 sayılı TCK.nun 159/1. maddesi gereğince açılan davada, sanığa ek savunma hakkı verilmeden, 5237 sayılı TCK.nun 301/1. maddesi gereğince mahkumiyetine karar verilmek suretiyle 5271 sayılı CMK.nun 226. maddesine muhalefet edilmesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeksizin hükmün öncelikle bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 22.10.2007 gününde oy birliği ile karar verilmiştir.”

Yargıtay'ın bu kararı elbette ki pozitif bir adım; ancak ülkemizdeki siyasi gündem, demokrasi ve özgürlükler adına umuda kapılmamızı ne yazık ki engelliyor. Öncelikle şunu belirtmeliyiz ki suçun faillerini değil suçun varlığını açıklayanı cezaya çarptırma mantığı bugün hâlâ sürüyor. Böylece mağdurları susturarak, mağduriyeti mutlaklaştırma politikası devam ettiriliyor. Eren Keskin'in proje çalışmalarını kamuoyuyla paylaştığı yazı ve konuşmaları gerekçe gösterilerek davalar açılmaya devam ediyor. Halihazırda Av. Eren Keskin'in Yargıtay kapısında bekleyen üç davası daha var. Her üçü de TCK.'nın 159. maddesi uyarınca “devletin emniyet güçlerini tahkir ve tezyif” gerekçesiyle, Viranşehir, Tunceli ve Çerkezköy Asliye Ceza Mahkeme'leri tarafından açılmış davalardır. Bu davalar için, toplamında 28 ay hapis cezası, maddi bedeli olarak da toplam 8580 YTL talep ediliyor.

Ve yine Eren Keskin, tehdit mesajlarına ve sözlü saldırılara maruz kalıyor ve ifade özgürlüğü yasal kurumların dışında sivil hayatta da engelleniyor. En son Ümraniye Cezaevi'nden gönderilen “görülmüştür” ibareli ölüm tehdidi mektubu önümüzdeki tablonun vahametini bir kez daha gözler önüne seriyor. 

Biz kadınlar, devlet görevlileri tarafından şiddete uğrayan kadınların mağduriyetini dile getiren Eren Keskin'e yönelik sistematik yıldırma ve cezalandırma politikasını utanç verici buluyoruz. Kan pazarının tekrar tekrar kurulduğu, kimlikler arası düşmanlığın körüklendiği ve sınır ötesi operasyonların tekrar gündeme geldiği şu günlerde soruyoruz:
Savaş suçlarının mağdur ettiği 248 kadın ve savaş ortamının tecavüzcüler haline getirdiği erkeklere ne olacak?
Daha kaç çeşit savaş suçu vakasına tanıklık edeceğiz?
Daha kaç kişi, gözyaşı dökecek; daha kaç kişi, nefret suçlarının faili olacak?
Daha kaç kuşak, kendisinden farklı olana tahammülsüz yetişecek?
Daha kaç çocuk, televizyonlarda izlediği çatışma-kan-savaş görüntüleriyle büyüyecek?
Daha kaç yoksul, savaşa yapılan harcamalar nedeniyle tamtakır olan sağlık bütçesi nedeniyle yaşamını yitirecek?
Daha kaç öğrenci, okulsuz kalacak?
Daha kaç Uğur Kaymaz, öldürülecek?
Daha kaç Festus Okey, karakolda infaz edilecek?
Daha kaç Neşe Yaşın, kadınlığına yönelen faşist saldırıların hedefi olacak?
Daha kaç mülteci, savaş nedeniyle cehenneme dönen hayatlarını biraz daha yaşanır hale getirmek için yerinden olurken canından olacak?
Daha kaç travesti, nefret suçlarına kurban gidecek?
Daha kaç anne, askerdeki veya dağdaki evladının akıbetini öğrenmek için uykusuz geceler geçirecek?
Daha kaç Hrant Dink, öldürülecek?
Daha kaç Rakel Dink, sağduyu çağrılarına yanıt alamayacak?
Daha kaç Arat Dink, ülkeyi terk etmeye zorlanacak?
Daha kaç Mehmet Tarhan, sosyal ve siyasal haklarından men edilerek sivil işkenceye terk edilecek?
Daha kaç kişi, çatışma koşullarında yaşamını yitiren evladı, sevgilisi, kardeşi, dostu, akrabası, yakını için gözyaşı dökecek?
Sorgulanmayan karanlıklar yüreklerimizi yaralıyor.
Artık yeter!
Elimizi vicdanımıza koyalım ve hep birlikte tekrarlayalım:
Gözyaşının ve acının rengi, milliyeti, cinsiyeti yoktur!

KADINLARIN EREN KESKİN'LE DAYANIŞMA AĞI
.