Dava ile ilgili hukuki metinler

1. Davanın Karar Metni – 14.03.2006
2. Eren Keskin'in karara ilişkin basın açıklaması – 22.03.2006


1. Davanın Karar Metni – 14.03.2006

 


 

DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ PARA İLE SATIN ALINAMAZ!
(22 Mart 2006)


2002 yılının Nisan ayında Almanya’nın Köln kentinde “Kadın hakkı insan hakkı mıdır?” konulu bir panelde “Devlet Kaynaklı Cinsel Şiddet” başlıklı bir konuşma yaptım.

1997 yılından bu yana faaliyette olan Gözaltında Cinsel Taciz ve Tecavüze Karşı Hukuki Yardım Bürosu’nun verilerini bu panelde sundum. Ayrıca konuşmamda cinsel işkencenin genelde bir savaş politikası olarak kullanıldığını, bu tür bir işkenceye maruz kalan kadınların güvenlik güçlerini, özellikle askerleri şikâyet etmeye çekindiklerini belirtim. Konuşmamda ayrıca militarizmin sivil siyaset üretiminde en büyük engel olduğunu, Türkiye’de yasama, yürütme ve yargı kurumlarının bütünüyle militarizme bağımlı olduğunu ve Türk ordusunun OYAK ile 38 değişik alanda ticaret yaptığını ve silah ile sermayenin aynı elde toplanmış olmasının sistemi daha da ürkütücü ve tartışılmaz kıldığını söyledim.

Bu konuşmam üzerine aynı panelde konuşmacı olan Prof. Dr. Necla Arat ile Genelkurmay Başkanlığı, hakkımda suç duyurusunda bulundular. Sonuçta, Kartal 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nde bugünkü basın toplantısına konu olan dava açıldı. Dava sonucunda mahkeme beni Türk Silahlı Kuvvetleri’ne hakaret etmekten suçlu görerek TCK 301. maddesi uyarınca 10 ay hapis cezasına hükmetti. Ve bu cezayı 6.000 YTL para cezasına çevirdi. Kararda, “hiçbir pişmanlık duymadığım ve bir daha suç işlemeyeceğim kanaati” oluşmadığından “cezanın ertelenmesine gerek görülmediği” yazıldı.

Öncellikle belirtmek isterim ki, tarafımca söz konusu para cezası kesinlikle ödenmeyecektir. Militarist zihniyetin belirlediği yerleşik düşüncelerden farklı düşünceleri dile getirmem nedeniyle bana ceza veren anlayışı benimsemiyorum, bu nedenle de para cezasını ödemeyi uygun bulmuyorum. Hiç kimse kendi düşüncesinin özgürlüğünü para ile satın almamalı!  Bu nedenle kararın Yargıtay’da kesinleşmesi durumunda, hakkımda uygun görülen hapis cezasını daha önce de olduğu gibi cezaevinde geçireceğim.

Öte yandan kararın lehime bozulması durumunda bu, Türkiye’de demokrasi ve insan hakları adına küçük de olsa bir umudun varlığını gösterecektir.

Benim için önemli olan, Kartal 3. Asliye Ceza Mahkemesi yargıcının, kendini adeta Genelkurmay’ın yerine koyarak bir karar yazdırmış olmasıdır. Söz konusu kararda “Türk Silahlı Kuvvetleri’nin huzur ve barış ortamının teminatı olduğu” yazılıdır. Ayrıca, “Türkiye’de farklı fikir sahiplerinin Avrupa Birliği ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ni güvence görerek, ifade özgürlüğü altında Türkiye’nin en güzide kurumlarına saldırdıkları” belirtiliyor. Bu yaklaşımı demokratik hukuk ilkelerine ve objektif bakış açısına ve de en önemlisi “bağımsız yargı”ya yakıştıramıyorum.  

Son olarak amacım, hiçbir kimseye ya da kuruma hakaret değildi. Türkiye’de demokrasinin önündeki en büyük engelin devletin militarist yapısı olduğunu düşünüyorum.  Demokrasinin yolunu açmak için  sistemin “kırmızı çizgileri”ne ve tabularına uymayı reddediyor, insan haklarına aykırı her şeyi eleştirmeye devam edeceğimi duyuruyorum. Egemenlerden farklı düşünüyorum ve düşüncelerimi  her yerde söylemeye, yazmaya devam edeceğim.  Türkiye’nin altına imza attığı ve iç hukuk niteliğini kazanan uluslararası sözleşmeler bireyin devletten farklı düşünme, düşündüklerini söyleme hakkını esas alıyor. Eğer Türkiye herhangi bir konuda bir adım ilerleyebilecekse en başta bu en temel kişi haklarına saygı göstermek zorundadır. Tekrar ediyorum, egemenlerin hukuk dışı yollarla yasakladığı düşüncelerimi söylemeye, yazmaya devam edeceğim, çünkü değişmesi gereken bizler değil, onlardır!

 Av. Eren Keskin