Eren Keskin'le Dayanışma kampanyasının sona erdiği 06.06.2006 günü Hürriyet ve Milliyet Gazetelerinde yayınlanan "Çok Önemli Duyuru", İnsan Hakları Derneği - İstanbul Şubesi eski başkanı ve Gözaltında Cinsel Şiddet ve Tecavüze Karşı Hukuki Yardım Projesi yöneticisi Avukat Eren Keskin'i doğrudan hedef gösteriyor, kampanyayla dayanışma içinde olanlara suç isnadında bulunuyordu. İlanın yayınlanmasının hemen ardından İnsan Hakları Derneği'ne ve Eren Keskin'e tehdit mesajları yağmaya başladı. Aynı gün, İHD’ye TİTBANK imzalı, içinde şüpheli toz bulunan bir tehdit mektubu gönderildi. Olay esnasında dernekte bulunan 5 İHD çalışanı Sağlık Müdürlüğü ekiplerince karantinaya alındı.

 

Baronun Görevi Keskin'i Hedef Göstermek Değil Bianet 14.06.2006
12 Kadın Örgütü, Baro'yu Göreve Çağırıyor Bianet 13.06.2006
"Hukukçular Hukukçu Gibi Davranmalı" Bianet 09.06.2006
KADINLARIN EREN KESKİN’LE DAYANIŞMA AĞI’NIN BASIN AÇIKLAMASI 07.06.2006 – İHD
BASIN AÇIKLAMASI: MERKEZ YÜRÜTME KURULU ADINA Av.Yusuf ALATAŞ Genel Başkan 07 HAZİRAN 2006
EREN KESKİN’E YÖNELİK LİNÇ KAMPANYASI DERHAL SONA ERMELİDİR! İnsan Hakları Gündemi Derneği 07 Haziran 2006
"Eren Keskin'e Linç Kampanyasından Vazgeçin" Bianet 07.06.2006
Muhalif Kadınlar Milliyetçilerin Hedefi... Bianet 07.06.2006
Keskin Gazete İlanıyla Hedef Gösterildi Bianet 06.06.2006
İHD'ye Şüpheli Tozlu Tehdit Mektubu Bianet 06.06.2006

  

KADINLARIN EREN KESKİN’LE DAYANIŞMA AĞI’NIN BASIN AÇIKLAMASI 07.06.2006 – İHD

Bizler aşağıda imzası bulunan bağımsız kadınlar, kadın örgütleri ve karma kurumlarda kadın mücadelesi veren kurumlar olarak duyuruyoruz...

“Kadın ve İnsan Hakları Mücadelesine Destek Verin!”
“Eren Keskin’le Dayanışmaya!”
“Kadın ve İnsan Hakları için 1 YTL’de Sen Ver!” kampanyasını biz başlattık ve sahipleniyoruz.

Sahipleniyoruz; çünkü İnsan Hakları Derneği üyesi Avukat Eren Keskin’in gözaltında cinsel taciz ve tecavüze karşı yürüttüğü hukuk mücadelesini destekliyoruz. Bu şiddet karşıtı mücadele, aynı zamanda kadın kurtuluş mücadelesinin önemli bir parçasıdır; militarizmin ve ataerkil sistemin kadınlar üzerindeki tahakkümüne karşı çıkmaktır. Taciz ve tecavüz kim tarafından ya da hangi kurum tarafından gerçekleştirilirse gerçekleştirilsin bir suçtur. Bir insanlık suçudur. Ve kadınlar olarak asla göz yummayacağımız kadının bedenine yönelik bir saldırıdır.

Bu nedenle taciz ve tecavüze karşı çıkmak, bu saldırı biçiminin durdurulması için mücadele etmek ne kadar önemli bir sorumluluk ise; taciz ve tecavüze göz yumarak kadına yönelik şiddeti yok saymak, üstelik karşı çıkanları susturmaya çalışmak ve hedef göstermek bu suçu işleyenleri korumak ve suça ortak olmak anlamına gelmektedir.

Bizler, Eren Keskin’in yürüttüğü mücadeleyi sahipleniyoruz. Çünkü bu mücadele öncelikli olarak bir kadın hakları mücadelesidir. Bu mücadele bir insan hakları mücadelesidir. Eren Keskin’in mücadelesi bir hukuk mücadelesidir.

Bizler, Eren Keskin’in yürüttüğü mücadeleyi sahipleniyoruz. Çünkü taciz ve tecavüzün ataerkil sistemin devamını sağlayan bir cezalandırma yöntemi olduğunu biliyoruz. Bu saldırı biçiminin durdurulması, yaşananların gün yüzüne çıkarılması için mücadele etmenin gerekliliğine inanıyor ve kadına yönelik her türlü şiddete karşı mücadele ediyoruz.

Eren Keskin’i çeşitli saldırılara maruz bırakabilecek bu açıklamaları yapanları kınıyoruz. Kadınları susturmayı amaçlayan bu çalışmalar aslında işlenen suça ortak olmak anlamına geliyor. Militarizmin toplumdaki ve kadınlar üzerindeki yıkıcılığına ortak olan kişiler tarih karşısında yargılanacak ve mahkum olacaklardır. Soruyoruz: Bizler susarsak 222 kadının mağduriyeti kimler tarafından, nasıl giderilecek?

Yapılan bu açıklamalar, bizlere bu alanda yürütülen mücadelenin ne kadar önemli olduğunu ve daha güçlü bir biçimde mücadele etmemiz gerektiğini bir kez daha gösterdi. Bu tabloda payımıza susmak değil daha çok haykırmak düşüyor.

Eren Keskin’i sahipleniyoruz!
O bizim avukatımızdır!
O bizim kızkardeşimizdir!
O bizim mücadele arkadaşımızdır!
Kampanyamızı sahipleniyoruz! Susmadık Susmayacağız!
Yaşasın Kadın Dayanışması!

 

Aslıhan Bökö
Ayşenur Kolivar – Müzisyen
Ezcan Çelik
Esra Baş
Fatma Mefkure
Fatma Sayman
Fatma Şenelen Zırhlı
Hülya İmak
İkbal Polat – ÖDP Bursa İl Başkanı
İlkay Akkaya - Müzisyen
İlkay Bahçetepe
Leyla Şimşek
Melek Özman - Sinemacı
Melike Durmaztuna
Meryem Kavak
Münevver Tümen
Nilgün Yurdalan
Nimet Tanrıkulu
Nurcan Sonuç
Oya Yaz
Özgür Can Sunata – ÖDP MYK Üyesi
Sevgi Kalan
Sultan Seçik
Süveyde Oğurlu
Ülfet Taylı
Ülkü Songül – Sinemacı
Yasemin Temizarabacı – Sinemacı
Zelal Yalçın

Barış Grubundan Kadınlar
Bir Grup Feminist
BirGrup Kadın Öğretmen
Amargi Kadın Kooperatifi
Emekçi Kadınlar Derneği
Demokratik Özgür Kadın Hareketi
Feminist Kadın Çevresi
Gökkuşağı Kadın Derneği
Günyüzü Kadın Dayanışma Kooperatifi
Özgür Kadın

Eğitim-Sen 3 No’lu Şube Kadın Komisyonu
Eğitim-Sen 4 No’lu Şube Kadın Komisyonu
Eğitim-Sen 8 No’lu Şube Kadın Komisyonu
Emek Partisi’nden Kadınlar
EHP’li Kadınlar
Genel-İş Sendikası’ ndan Kadınlar
İnsan Hakları Derneği’ nden Kadınlar
Lambda İstanbul  LGBTT Dayanışma Derneği’ nden Kadınlar
Mezopotamya Kültür Merkezi’ nden Kadınlar

BASIN AÇIKLAMASI: 07 HAZİRAN 2006

“İHD her koşulda ve herkes için ifade özgürlüğünü savunur. Bu nedenle kendisine ya da yöneticilerine karşı yapılacak en sert, en aykırı ya da en haksız eleştirileri de ifade özgürlüğü çerçevesinde değerlendirir. Fakat, bazı kuruluşların İstanbul Şubesi Eski Başkanımız Av. Eren KESKİN’e yönelik olarak gazetelerde yayınladıkları ilan, hem Eren Keskin’i hedef göstermekte ve hem de TSK vesile edilerek “militarizm” desteklenmektedir. Dolayısıyla söz konusu ilanı, insan hakları ve özgürlükler adına bir talihsizlik olarak değerlendiriyoruz”
6 Haziran 2006 tarihli Cumhuriyet ve Hürriyet Gazetelerinde bazı kuruluşlara atfen bir ilan yayımlanmıştır. Bu ilanda İstanbul Şube Başkanımız Eren KESKİN’in insan hakları alanındaki ve özellikle de militarizme karşı verdiği mücadele, bir yasa dışı örgütle bağlantılı olarak sunulmakta ve hedef gösterilmektedir. İlanda “Türk Silahlı Kuvvetleri”nin adı kullanılmakta ise de, esasında demokratik ve sivil bir yönetim anlayışına karşı “militarist” yönetim anlayışına destek verilmektedir.
İHD ve yöneticileri, özellikle herhangi bir kurumu yıpratmak amacı ile faaliyet göstermez (buna TSK de dahildir). Ancak hangi kurumdan kaynaklanırsa kaynaklansın, insan haklarına, özgürlüklere, demokrasiye aykırı karar ve uygulamaları kamuoyuna duyurmada ve bunlara karşı mücadelede de kesinlikle tereddüt göstermez. Bu bağlamda, TSK’nin karar ve uygulamalarından ya da mensuplarının davranışlarından kaynaklanan hak ihlallerine karşı da  mücadele eder. İstanbul Şube Başkanımız da bunu yapmıştır. Aynı mücadele anlayışının bundan sonra da gerek İstanbul Şubemizde ve gerekse bir bütün olarak İnsan Hakları Derneğinde aynen süreceğinden kimsenin kuşkusu olmamalıdır.
Tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de insan hakları savunuculuğu zor ve riskli bir iştir. İnsan hakları savunucularının fiili ya da hukuki risklerle karşılaşması ve bedel ödemek zorunda kalması, ülkemiz de sıklıkla rastlanan bir durumdur. Yöneticimiz Eren Keskin’in mahkumiyetini de bu şekilde değerlendiriyoruz. Şu anda haklarında dava açılmış ve mahkumiyet riski ile karşı karşıya olan çok sayıda üye ve yöneticimiz bulunmaktadır. Bizler bu riskleri biliyoruz ve yeri geldiğinde bedel ödemeyi insan hakları savunuculuğunun kaçınılmaz bir gereği olduğunu kabul ediyoruz.
Her konuda olduğu gibi, doğaldır ki Eren Keskin’in çalışmaları ve mahkumiyeti konusunda da farklı düşünceler olacaktır ve bu düşünceler çeşitli yollarla kamuoyuna açıklanacaktır. Her koşulda ve herkes için ifade özgürlüğünü savunan derneğimiz, kendisine ve yöneticilerine yöneltilecek en sert, en haksız ya da en aykırı eleştiriler için de böyle düşünmektedir.
Fakat, kendilerini sivil toplum örgütü olarak tanımlayan ve “kadın kuruluşları” sıfatı ile ilan verenlerin, Av.Eren Keskin’i yasa dışı bir örgütle bağlantılı gösterme gayretleri, hedef haline getirmeleri, ayrıca “hukukun üstünlüğü” ilkesini bir kenara iterek askeri kurumlara “üstünlük ve imtiyaz” tanıyacak şekilde militarist bir anlayışa hizmet etmeleri hiçbir şekilde kabul edilemez. 
Dernek Tüzüğümüzün “Derneğin İlkeleri” başlıklı 2/B maddesinin 8. bendi aynen şöyledir:
“8. Her zaman ve her koşulda savaşa ve MİLİTARİZME karşıdır; barış hakkını savunur.”
Tüzük maddesinden anlaşılacağı üzere, İstanbul Eski Şube Başkanımız Av. Eren KESKİN dernek tüzüğünün gereğini yapmıştır. İHD olarak yöneticimizi sonuna kadar desteklediğimizi ve insan hakları mücadelesi kapsamında bundan sonra da militarizme karşı etkili bir mücadele vereceğimizi bir kez daha yineliyoruz.

MERKEZ YÜRÜTME KURULU
               ADINA
      Av.Yusuf ALATAŞ
          Genel Başkan

İHGD: Basın Açıklaması
TR006/2006/Eren Keskin
07 Haziran 2006

EREN KESKİN’E YÖNELİK LİNÇ KAMPANYASI DERHAL SONA ERMELİDİR!
İnsan Hakları Gündemi Derneği, Nisan 2002 yılında Almanya’nın Köln kentinde düzenlenen bir panelde yaptığı konuşmayı takiben, insan hakları savunucusu Eren Keskin’e yönelik başlatılan linç kampanyasından ciddi şekilde endişelenmekte ve bu tür girişimleri kınamaktadır.
Eren Keskin yapmış olduğu konuşmada “Türk Silahlı Kuvvetlerinin Manevi Şahsiyetine Hakaret Ettiği” gerekçesiyle İstanbul Kartal 3. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 14 Mart 2006 tarihinde TCK 301. Maddeye dayanılarak 10 ay hapis cezasına mahkum edildi. Bu ceza 6.000 YTL para cezasına çevrildi. Yapılan bu uygulama başta Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi olmak üzere, Uluslararası İnsan Hakları Sözleşmelerinde garanti altına alınan “Düşünce ve İfade Özgürlüğünün” açık bir ihlalidir.
Eren Keskin hakkında 2002 yılında açılan dava sonrasında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının şikâyeti üzerine, İstanbul Barosu Yönetim Kurulu tarafından Eren Keskin hakkında 2005 yılında bir dizi disiplin soruşturması açılmış ve soruşturmalar sonucunda Eren Keskin bir yıl süreyle avukatlık mesleğinden uzaklaştırılmıştır. Son olarak, 02.05.2001 yılında değiştirilen haliyle, 1136 nolu Avukatlık Kanununun 76. Maddesi diğer bütün şeylerin yanında Baroların “insan haklarını savunmak ve korumak” la görevli olduğunu ifade etmektedir. Yine aynı kanunun 95-21. Maddesi “Hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlerlik kazandırmayı” Baro Yönetim Kurulunun başlıca görevleri arasında sıralamaktadır. İstanbul Barosu tarafından Eren Keskin’e yönelik söz konusu uygulamalar, Avukatlık Kanunuyla çelişir niteliktedir.
Eren Keskin’e açılan dava sonrasında bazı basın organlarında Eren Keskin hakkında oldukça aşağılayıcı haberler, yazılar ve ilanlar yayınlanmaktadır. Klişeleşmiş, damgalayıcı ve ayrımcı ifadelerin kullanıldığı bu tür haber ve yazılarda Eren Keskin bir “terörist” gibi gösterilmeye çalışılmıştır. Bazı kadın örgütlerinin ve siyasi partilere mensup kadın kollarının 06.06.2006 günü basına verdikleri ilan, Eren Keskin’e yönelik linç kampanyasının son örneğini oluşturmaktadır. Eren Keskin’i bir “terör örgütünün karalamalarını dile getirmekle” eleştiren ilan, Eren Keskin’le dayanışma göstermeyi amaçlayan kampanyadaki kişi ve kuruluşları “şiddetle” kınamaktadır! İnsan Hakları Gündemi Derneği, insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğünü korumak konusunda temel direk olması gereken sivil toplum örgütlerinin tam karşıtı bir tutum sergileyerek, linç kampanyasına girişmesi karşısında şaşkınlık içindedir.
Bu tür linç kampanyaları ektiklerini biçmekte fazla gecikmezler. Nitekim 06.06.2006 tarihinde İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi, elektronik posta yoluyla bir açıklama yapmıştır. Yapılan açıklamada “Gönderici kısmında TİTBANK Laleli Misafirhanesi yazılı büyük çapta bir zarfla mektup alıkları” belirtilmiştir. İHD İstanbul Şubesi dernek görevlilerinin adresten şüphelenmesi üzerine açılan zarfın içinde 2. bir zarf çıktığı, “ikinci zarf incelendiğinde ön kısmında kuru kafa işareti çizili ve CEEEEE yazılı olduğu, zarf ışığa doğru tutulduğunda zarfın gizli bölmesinde içinde şüpheli bir tozun olduğunu tespit ettikleri”  söylenmektedir. Bu vaka Eren Keskin’in İHD İstanbul Şubesinin eski başkanı olduğu düşünüldüğünde tüyler ürpertici niteliktedir.
Unutulmamalıdır ki, insan hakları savunucuları, vermiş oldukları mücadelenin doğası gereği çoğu zaman devletle ve devletin kurumlarıyla ters düşebilirler. Aynı şey yeri geldiğinde silahlı politik gruplar için de geçerli olabilir. Bu durum karşısında insan hakları savunucularını, yaptıkları konuşmalar, hazırladıkları raporlar, yaptıkları açıklamalar nedeniyle linç etmeye kimsenin hakkı yoktur. “Birleşmiş Milletler Evrensel Olarak Tanınan İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması ve Geliştirilmesinde Toplumsal Kuruluşların (Organların), Grupların ve Bireylerin Hakları ve Sorumluluklarına Dair Bildirge” şunları söylemektedir:
Madde 6: Herkesin, bireysel olarak ve başkalarıyla birlikte,
c) İnsan haklarına ve temel özgürlüklere hem hukuksal olarak hem de pratikte uyulması yönünde inceleme, araştırma, saptama, değerlendirme, bu yollar ve diğer uygun yollarla kamunun dikkatini bu sorun üzerine çekme hakkı vardır.

Madde 10: Hiç kimse edimde bulunarak veya gerektiği durumlarda müdahaleden kaçınarak insan haklarının ve temel özgürlüklerin ihlaline katılamaz; kimse bu hak ve özgürlüklerin ihlalini reddettiği için cezalandırılamaz ve tedirgin edilemez.
İnsan Hakları Gündemi Derneği, Eren Keskin’e yönelik başlatılan linç kampanyasının derhal sona ermesi gerektiğini düşünmektedir. Bu yüzden, İnsan Hakları Gündemi Derneği kamuoyunu benzer nitelikteki linç kampanyalarına destek vermemeye ve sivil toplum örgütlerini insan hakları savucularına yönelik tutum ve davranışlardan uzak durmaya davet etmektedir. İnsan Hakları Gündemi Derneği, insan hakları savucularına yönelik bu tür tutum ve davranışları esefle kınayarak, insan hakları savunucularının her zaman yanında ve destekçisi olacağını belirtir.
Saygılarımızla,
İNSAN HAKLARI GÜNDEMİ DERNEĞİ

İnsan Hakları Gündemi Derneği
Tel: 0232 422 35 50
Fax: 0232 422 35 27
www.rightsagenda.org